Cilt bakımı, saç bakımı ve güzellik hakkında her şey
0PDRN (polydeoxyribonucleotide), somon ya da alabalık DNA'sından saflaştırılarak elde edilen, farklı uzunluklarda DNA parçalarından oluşan bir içeriktir. Hücre yenilenmesini ve doku onarımını destekleyen sinyalleri harekete geçirdiği; iltihabı azaltıcı ve yeni damar oluşumunu destekleyici etkiler gösterdiği bilinmektedir. İlk olarak İtalya'da yara iyileşmesini desteklemek amacıyla tıbbi olarak kullanılmış, ardından Güney Kore'de cilt yenileme amaçlı enjeksiyonlarla ("somon DNA" uygulamaları) popüler olmuş ve son yıllarda kremler ve serumlarla kozmetik dünyasına girmiştir. Enjeksiyon ve tıbbi kullanımına dair çalışmalar umut vericidir; ancak cilde sürülen kozmetik ürünlerdeki PDRN'in etkisine dair bilimsel veriler henüz sınırlıdır. Kremlerde nem, bariyer desteği ve cilt konforu açısından fayda sağlayabilir, fakat enjeksiyon sonuçlarıyla eşdeğer bir etki beklenmemelidir.
0Mevsim geçişlerinde, özellikle yaz sonu ve sonbaharda saç dökülmesinin artması yaygın bir durumdur ve çalışmalarla da desteklenmiştir; saçların dinlenme evresine geçen oranı bu dönemde yükselir. Bu artış çoğu kişide geçicidir ve birkaç ay içinde kendiliğinden dengelenir. Bu dönemde bakımın amacı dökülmeyi "durdurmak" değil, saç derisini sağlıklı tutmak, saç tellerinin kırılmasını azaltmak ve yeni çıkan saçları desteklemektir. Bakım ürünlerinde kanıt düzeyi en makul içerikler; saç derisini dengeleyen ve kepeği kontrol eden içerikler, peptitler, kafein, biberiye yağı ve cilde uygulanan melatonindir. Biotin gibi takviyeler yalnızca eksiklik varsa fayda sağlar. Dökülme üç aydan uzun sürüyorsa, saç çizgisi geriliyorsa ya da tepede belirgin seyrelme varsa bir dermatoloğa başvurun; bu durumlarda bakım ürünleri tek başına yeterli olmaz.
0Bronzlaştırıcı yağlar; cildi nemlendiren, yumuşatan ve ışıltılı bir görünüm veren, bronz teni daha canlı gösteren vücut bakım ürünleridir. Bilinmesi gereken en önemli nokta şudur: Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarının yol açtığı hasara verdiği bir savunma tepkisidir; yani "sağlıklı bronzluk" diye bir şey yoktur. Bu yüzden bronzlaştırıcı yağ kullanırken güneş korumasından ödün verilmemelidir. SPF değeri bulunmayan (SPF 0) ürünler güneşten korumaz; bunlar güneşte uzun süre kalmak için değil, gölgede, güneşin zayıf olduğu saatlerde ya da güneşlenme sonrası cilde nem ve ışıltı katmak için kullanılmalıdır. SPF 15 gibi düşük korumalı ürünler ise yalnızca kısa süreli ve düşük yoğunluklu güneş maruziyeti için uygundur; uzun süre açık havada kalacaksanız SPF 50 bir güneş ürünü tercih edilmelidir. Açık tenliler, çok sayıda beni olanlar, ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunanlar, lekeye yatkın ciltler ve hamileler bronzlaşmayı hedefleyen kullanımlardan kaçınmalıdır.
0Güneş sonrası bakım, güneşe maruz kalan cildi serinletmek, nemini geri kazandırmak, bariyerini desteklemek ve tahrişi yatıştırmak için yapılan bakımdır. Önemlidir, çünkü güneşin cilt üzerindeki etkisi gölgeye geçtiğiniz anda bitmez: Kızarıklık genellikle 4–6 saat sonra belirginleşir ve 12–24 saatte en yoğun hâline ulaşır; cilt saatlerce su kaybetmeye ve iltihabi tepki göstermeye devam eder. İyi bir güneş sonrası bakım şu adımlardan oluşur: serin (soğuk değil) duş, cilt nemliyken hyalüronik asit, panthenol ve centella gibi içeriklerle yatıştırıcı bir sprey ya da jel, ardından bariyeri destekleyen bir krem, bol su ve birkaç gün boyunca retinol, asit, peeling, ağda ve çok sıcak duştan kaçınmak. Su toplayan yanıklar, geniş alanı kaplayan kızarıklık, ateş, titreme, baş dönmesi ya da kusma varsa bir hekime başvurulmalıdır.
0Yazın lekelerin artmasının temel nedeni, artan ultraviyole maruziyetinin melanin üretimini uyarmasıdır; ancak tek neden bu değildir. Görünür ışık ve ısı da özellikle melazmada lekeleri koyulaştırabilir; terleme ve tuzlu-klorlu su cilt bariyerini zayıflatır; ağda, tıraş, böcek ısırığı ve sivilce gibi tahrişler sonrasında leke bırakma eğilimi artar; tatil dönemlerinde bakım rutini aksar. Lekeleri önlemenin kanıta dayalı dört yolu şunlardır: (1) her gün geniş spektrumlu ve yüksek korumalı güneş kremi kullanmak ve iki saatte bir yenilemek; (2) sabahları C vitamini gibi bir antioksidan eklemek; (3) melanin üretimini baskılayan alfa arbutin, niasinamid, azelaik asit ve traneksamik asit gibi içerikleri düzenli kullanmak; (4) tahrişi ve iltihabı önlemek, yani sivilceyi sıkmamak, yaz aylarında sert peelinglerden kaçınmak ve bariyeri korumak. Lekelerin açılması zaman alır; bu dört adımın en az 8–12 hafta düzenli sürdürülmesi gerekir.
0Yazın makyajın akmasının iki temel nedeni vardır: sıcakla artan sebum (cildin kendi yağı) ve ter. Sebum, ten ürünlerindeki yağ ve pigmentleri çözerek makyajın kaymasına ve gözeneklerde birikmesine yol açar; ter ise su bazlı ürünleri seyreltir. Çözüm, daha fazla ürün sürmek değil, doğru sırayla ve daha az ürün kullanmaktır: (1) cildi hafif nemlendirici ve güneş kremiyle hazırlayın; (2) T bölgesine matlaştırıcı, kuru bölgelere nemlendirici bir baz uygulayın; (3) ağır fondöten yerine hafif ürünleri ince katmanlar hâlinde sürün; (4) kapatıcıyı yalnızca gereken yere uygulayın; (5) yalnızca parlayan bölgelere ince bir şeffaf pudra kullanın; (6) göz ve dudakta suya dayanıklı formülleri tercih edin; (7) gün içinde makyajı pudrayla değil, önce yağ emici kâğıtla tazeleyin ve güneş kremini yenileyin. Bu yaklaşım, makyajın hem daha uzun kalmasını hem de daha doğal görünmesini sağlar.
0Makyaj fırçalarının şekli ve kıl yapısı, ürünün cilde nasıl dağılacağını belirler. Temel kural şudur: Krem ve likit ürünler için sentetik kıllı, yoğun ve pürüzsüz fırçalar; toz ürünler için yumuşak, gevşek ve daha hacimli fırçalar kullanılır. Başlangıç için beş fırça yeterlidir: ten ürünleri için yoğun uçlu bir fondöten fırçası, küçük bir kapatıcı fırçası, pudra ya da allık için yumuşak ve açılı bir fırça, göz farı için yassı ve karıştırıcı bir fırça ve kaş fırçası. Fırçaların temizliği en az seçimi kadar önemlidir: Kullanılmış makyaj araçlarının incelendiği bir çalışmada, özellikle makyaj süngerlerinin büyük çoğunluğunda cilt enfeksiyonlarına yol açabilen bakteriler saptanmıştır. Ten ürünleri için kullanılan fırçaları haftada bir, toz ürünler için kullanılanları iki haftada bir yıkayın; süngerleri her kullanımdan sonra temizleyip kurutun ve düzenli olarak yenileyin.
0Saç ayda ortalama bir santimetre uzar ve bu hız büyük ölçüde genetik, yaş ve hormonlarla belirlenir; hiçbir besin saçı bu doğal hızın ötesine taşımaz. Beslenmenin asıl rolü, saçın sağlıklı çıkabilmesi için gereken yapı taşlarını sağlamak ve eksikliğe bağlı dökülmeyi önlemektir. Saç için en kritik besin ögeleri; yeterli protein, demir, çinko, D vitamini, B12 ve genel olarak dengeli bir kalori alımıdır. Bu ögelerde eksiklik varsa saç incelir, kolay kırılır ve dökülme artar; eksiklik giderildiğinde tablo düzelir. Buna karşılık eksikliği olmayan kişilerde takviye almanın saçı hızlı uzattığına dair güçlü bir kanıt yoktur. Dahası, yüksek doz A vitamini ve selenyum alımı saç dökülmesine yol açabilir. En doğru yaklaşım, takviyeye körlemesine başlamak yerine dökülme sürüyorsa kan tahlili yaptırmak ve hekim önerisiyle hareket etmektir.
0Güneş kremi, sivilcenin nedeni değildir; akne; sebum üretimi, gözenek tıkanması, bakteriler ve iltihabın birlikte rol oynadığı bir süreçtir. Ancak cilde uygun olmayan bir güneş kremi bu süreci tetikleyebilir: Ağır ve kapatıcı formüller gözenek tıkanmasına katkıda bulunabilir, sıcak havada terle birleşen ürün kabarcıklanmaya yol açabilir ve gün sonunda iyi temizlenmeyen güneş kremi kalıntısı gözenekleri tıkayabilir. Bazı kişilerde görülen kaşıntılı, aynı büyüklükteki küçük kabarcıklar ise klasik sivilce değil, maya kaynaklı folikül iltihabı olabilir ve farklı bir yaklaşım gerektirir. Çözüm güneş kremini bırakmak değildir; çünkü güneş, sivilce sonrası izlerin koyulaşmasının en önemli nedenidir. Doğru yaklaşım; hafif, yağ içermeyen ve gözenek tıkamayan bir formül seçmek, yeterli miktarda kullanmak ve akşamları çift aşamalı temizlik yapmaktır.
0Güneşten gelen ultraviyole ışınlar dalga boylarına göre üçe ayrılır. UVC (100–280 nm) atmosferde tutulur ve yeryüzüne ulaşmaz. UVB (yaklaşık 280–315 nm), yeryüzüne ulaşan UV'nin küçük bir bölümünü oluşturur; cildin üst katmanında etkilidir, güneş yanığının başlıca nedenidir ve D vitamini üretiminde rol oynar. UVA (yaklaşık 315–400 nm) ise yeryüzüne ulaşan UV'nin büyük bölümünü oluşturur; cildin daha derin katmanlarına ulaşır, anında bronzlaşmaya yol açar ve kolajen ile elastin liflerine zarar vererek kırışıklık, sarkma ve lekelerde rol oynar. UVA gün boyu ve yıl boyu daha sabit düzeydedir, bulutları ve cam yüzeyleri büyük ölçüde geçer; UVB ise öğle saatlerinde ve yaz aylarında yoğunlaşır ve cam tarafından büyük ölçüde tutulur. İkisi de cilt kanseri gelişiminde rol oynar. Bu yüzden güneş kremi seçerken yalnızca SPF değil, UVA korumasını gösteren PA derecesi ya da UVA logosu da aranmalıdır.
0Saçın hızlı yağlanmasının nedeni saç teli değil, saç derisidir: Yağ bezlerinin ürettiği sebum, tarama ve dokunmayla tellere yayılır ve saç kısa sürede ağırlaşmış görünür. Sebum üretimini büyük ölçüde genetik ve hormonlar belirler; kozmetik ürünler bu üretimi kalıcı olarak değiştirmez, ancak görünümü ve konforu belirgin şekilde iyileştirir. İşe yarayan yaklaşım beş başlıkta toplanır: (1) saç derisine odaklı doğru yıkama tekniği, (2) ihtiyaca göre belirlenen yıkama sıklığı, (3) kepek ve kaşıntı varsa saç derisini dengeleyen bir şampuan, (4) ağır ürünleri saç diplerinden uzak tutmak ve kuru şampuanı doğru kullanmak, (5) saça dokunmamak, fırça ve yastık kılıfını temiz tutmak. En sık duyulan "saçı sık yıkamak yağlanmayı artırır" inancının güçlü bir bilimsel dayanağı yoktur; yıkamayı geciktirmek yağı azaltmaz, yalnızca birikmesine yol açar.
0Retinol yaz aylarında bırakılması gereken bir içerik değildir; doğru kullanıldığında yaz boyunca da sürdürülebilir. Dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, retinol ışıkla bozulan bir moleküldür; bu yüzden akşam uygulanır ve ambalajı ışıktan korunacak şekilde saklanır. İkincisi, retinol cildin yenilenme hızını artırdığı için başlangıç döneminde kuruluk, pullanma ve hassasiyet yapabilir; hassaslaşan cilt güneşten daha kolay etkilenir. Bu nedenle yaz aylarında kural nettir: akşam uygula, her sabah geniş spektrumlu güneş kremi kullan, sıklığı cildin toleransına göre azalt ve güneş yanığı, yoğun deniz-havuz günleri, ağda ve klinik işlemler gibi dönemlerde birkaç gün ara ver. Hamilelikte ve emzirme döneminde retinol ve türevleri kullanılmamalıdır.