9 yazı bu etikete sahip

Clean girl görünümü; bakımlı, nemli ve hafif ışıltılı bir ten, yukarı doğru taranmış doğal kaşlar, kremsi bir allık, ince bir kat maskara ve nemli dudaklardan oluşan minimal bir makyaj tarzıdır. Görünümün yüzde sekseni cilt hazırlığına dayanır: Nazik temizlik, hafif bir nem serumu, cildi ağırlaştırmayan bir nemlendirici ve güneş kremi olmadan hiçbir ürün "temiz" durmaz. Ardından tam kapatıcı fondöten yerine ten eşitleyici bir krem, skin tint ya da seyreltilmiş fondöten yalnızca gereken yerlere uygulanır; kapatıcı nokta atışı kullanılır. Allık, aydınlatıcı ve bronzer krem veya likit formda, parmakla ve ince katmanlarla sürülür. Pudra yalnızca T bölgesine, çok az miktarda dokunur. Toplam süre 10–15 dakikadır.

Fondöten seçiminde ilk kriter renk değil, cilt tipidir; çünkü rengi doğru olan bir fondöten bile yanlış formüldeyse birkaç saat içinde parlar, pullanır ya da çizgilere dolar. Doğru seçim altı adımda yapılır: (1) cilt tipinizi belirleyin; (2) cilt tipinize uygun bitişi seçin (yağlı ciltte mat ya da yarı mat, kuru ciltte saten ya da ışıltılı, karma ciltte yarı mat, hassas ciltte doğal ve az içerikli); (3) ihtiyacınız kadar kapatıcılık seçin, her gün yüksek kapatıcılık gerekmez; (4) tonu çene hattında ve gün ışığında deneyin; (5) alt tonunuzu belirleyin (sıcak, soğuk ya da nötr); (6) ürünü en az birkaç saat cildinizde bırakarak değerlendirin. Cilt tipi mevsimle değişebilir; kışın daha nemlendirici, yazın daha hafif bir formüle geçmek normaldir.

Göz şekline göre far uygulamasının amacı gözü değiştirmek değil, dengesini öne çıkarmaktır. Temel kural şudur: Açık ve parlak tonlar öne çıkarır ve büyütür, koyu ve mat tonlar derinlik verir ve geri iter. Badem gözler çoğu tekniği taşır; yuvarlak gözlerde koyu tonu dış köşeye uzatarak gözü yatayda uzatmak, düşük göz kapağında (hooded) geçiş tonunu gözler açıkken görünen yüksekliğe çalışmak, tek katlı göz kapağında renkleri kirpik dibinden yukarı doğru yoğundan açığa degrade etmek, aşağı eğimli gözlerde dış köşeyi yukarı kaldırmak, çukur gözlerde kapağa açık ve parlak ton sürmek, çıkık gözlerde ise mat orta tonlarla derinlik vermek en iyi sonucu verir. Yakın gözlerde iç köşeyi aydınlatıp koyu tonu dış yarıda tutmak, aralıklı gözlerde ise iç köşeye daha yakın çalışmak dengeyi kurar. Hangi teknik olursa olsun iyi harmanlama, far bazı ve akşam eksiksiz temizlik sonucu belirler.

Makyajda katmanlama, ürünleri tek seferde kalın bir tabaka hâlinde sürmek yerine ince katmanlar hâlinde ve doğru sırayla uygulamaktır. Temel sıra şöyledir: cilt bakımı ve güneş kremi → makyaj bazı → renk düzeltici (gerekirse) → fondöten → kapatıcı → krem ürünler (allık, bronzer, aydınlatıcı) → pudra → toz ürünler. Üç temel kural vardır: sıvıdan kuruya ve kremden toza ilerleyin; her katmanın bir önceki üzerine oturması için kısa bir süre bekleyin; ve kapatıcılığı yüzün tamamında değil, yalnızca ihtiyaç olan bölgelerde artırın. Su bazlı ve silikon bazlı ürünleri art arda kullanırken uyumsuzluk topaklanmaya yol açabilir; bu yüzden aynı bazdaki ürünleri birlikte kullanmak işi kolaylaştırır. Doğru yapılan katmanlama, daha az ürünle daha hafif, daha pürüzsüz ve daha uzun süre kalıcı bir makyaj sağlar.

Doğru kapatıcıyı seçmek için önce neyi kapatacağınıza karar verin, sonra tonu, alt tonu ve dokuyu buna göre seçin. Göz altı için ten renginizden yarım ya da bir ton açık, hafif ve nemli dokulu bir kapatıcı; leke, sivilce ve kızarıklık için ise ten renginizle birebir aynı, daha yoğun kapatıcılığa sahip bir formül kullanılır. Alt tonunuz (sıcak, soğuk ya da nötr) kapatıcının alt tonuyla uyumlu olmalıdır; aksi hâlde kapatılan alan gri, pembe ya da turuncu görünür. Koyu mor-mavi göz altı morluklarında önce şeftali tonlu, kızarıklıklarda yeşil tonlu bir renk düzeltici kullanmak daha az ürünle daha iyi sonuç verir. Rengi bileğinizde değil çene hattınızda, gün ışığında ve ürün birkaç dakika oturduktan sonra test edin. Kuru ciltler kremsi ve nemli, yağlı ciltler daha mat ve uzun süre kalıcı formülleri tercih etmelidir.

Kontür ve aydınlatıcı, ışık ve gölge ilkesiyle çalışır: koyu tonlar uygulandığı bölgeyi geri iter ve inceltir, açık ve ışıltılı tonlar ise öne çıkarır ve belirginleştirir. Kontür, ten renginizden 2–3 ton koyu, tercihen nötr ya da hafif soğuk alt tonlu ve mat bir ürünle elmacık kemiklerinin altına, şakaklara ve çene hattına; aydınlatıcı ise elmacık kemiklerinin üstü, burun kemeri, kaş kemiği altı ve dudak üstü gibi yüzün yüksek noktalarına uygulanır. Yuvarlak yüzde kontür yanlara, uzun yüzde alın ve çeneye, kare yüzde çene köşelerine, kalp yüzde alın kenarlarına yoğunlaşır. Bronzer kontürden farklıdır: yüze sıcaklık ve güneş almış bir görünüm verir. En doğal sonuç için krem ve likit ürünleri pudradan önce, az miktarda ve iyice dağıtarak kullanın; keskin çizgiler bırakmayın.

"Fondöten oksitlendi" dediğimiz durum, ürünün sürüldükten bir süre sonra koyulaşması ya da turuncu-sarımsı bir tona dönmesidir. Tek bir nedeni yoktur. En sık karşılaşılan üç neden şudur: Sebum etkileşimi (cildin kendi yağı, fondötendeki pigmentlerin dağılımını ve ışığı yansıtma biçimini değiştirir; yağlı ciltlerde renk daha hızlı koyulaşır), yanlış ton ya da alt ton seçimi (ürün ciltte oturduktan sonra gerçek rengini gösterir; başlangıçta açık görünen bir ton, birkaç dakika sonra ciltten koyu durabilir) ve fazla ürün kullanımı (kalın katman, pigmentin yoğunlaşmasına yol açar). Bunlara ürün etkileşimleri, güneş ve ter ile ürünün eskimesi eklenir. Ayrımı yapmak kolaydır: Renk sürer sürmez uyumsuzsa sorun ton seçimidir; 20–60 dakika içinde koyulaşıyorsa sebum ve pigment etkileşimidir. Çözüm; doğru tonu bekleyerek test etmek, sebum kontrolü sağlayan bir baz ve ince katman kullanmak, pudrayı hedefli uygulamak ve ürünü ısı ile ışıktan uzakta saklamaktır.

Fondöten uygulandıktan sonra cildin bazı bölgelerinde kuru parçalar oluşması, makyajın çatlaması ya da fondötenin cilt üzerinde dağınık görünmesi özellikle kuru ciltlerin en sık yaşadığı problemlerden biri. Özellikle burun çevresi, ağız kenarı ve yanak bölgesinde oluşan o pul pul görünüm makyajın doğal etkisini tamamen bozabiliyor. Birçok kişi bu problemi doğrudan fondötene bağlasa da aslında işin arkasında çoğu zaman cildin nem dengesi bulunuyor. Çünkü kuru görünen bir ciltte en kaliteli fondöten bile istenen sonucu veremeyebilir.

Yağlı cilt, makyaj konusunda en çok sabır isteyen cilt tiplerinden biridir. Sabah özenle yapılan makyajın birkaç saat içinde parlamaya başlaması, fondötenin çizgilere dolması ya da tamamen kaybolması… Bunlar birçok kişinin aynaya bakınca yaşadığı ortak hayal kırıklıklarıdır. Peki çözüm var mı? Elbette var.